Stil
Berluti SS27: Yeni Bir Parça Üretmek Yerine Eskiyi Onarmak
Paris'teki Simone & Cino Del Duca Vakfı'nda sunulan SS27 koleksiyonu, deri ve ışık üzerine bir Empresyonist çalışma olduğu kadar, onarım kültürünün örtük bir savunuculuğuna da dönüştü.

Berluti'nin bu yılki Paris sunumu 24 Haziran'da Simone & Cino Del Duca Vakfı'nda gerçekleşti; Parc Monceau'ya bakan geç 19. yüzyıl yapısı, 'Impressions et Sensations' başlıklı SS27 koleksiyonuna ev sahipliği yaptı. Koleksiyonun tamamlanmış anlatısını kafamda oturtana kadar bir süre geçti. Bahçe teması, Empresyonist resim referansları, Küçük Prens'le kurulan bağ — bunlar bir arada değerlendirilince şunu düşündüm: Berluti'nin anlattığı tek bir şey var. Venezia derisi nasıl ışığı kırar; yıllar içinde bu kırılma nasıl değişir; ve biz bunu nasıl kontrol edebiliriz — ya da etmemeli miyiz?
Dört Resim, Dört Deri
Orange Salon'da kurulan enstalasyonda Berluti'nin tasarım ekibi, seçilen dört Empresyonist tablonun detaylarını Venezia deri yüzeylerine aktarmış. Renk katmanlama ve şeffaflık oyunuyla çalışılan bu yaklaşım, deri boyamanın klasik patina tekniğine yakın ama kasıtlı olarak daha uçucu bir sonuç hedefliyor: deri, zaman içinde resmin yorumunu değiştiriyor. Un Jour, Luti, Un Jour de Poche ve Toujours çantaları bu dönüşümün taşıyıcıları. Her biri ayrı bir tablo parçası.
Koleksiyonun giysi tarafında bahçe teması çiçek işlemeleri ve baskılarla öne çıkıyor. Forestière ceketi cebinden çiçek açan nergis işlemesiyle göze çarpıyor; jersey elbiseler de aynı çizgide ilerliyor. Bunlar teknik olarak iddialı parçalar değil — Berluti'nin zenginliği giysi kesiminden çok deri yüzeylerinde. Renk paleti bu koleksiyonda olgunlaşmış: açık yeşiller, kahverengi geçişler, mor ve lacivert izleri. Ağır değil.
Onarım: Koleksiyonun Örtük Argümanı
Asıl dikkat çekici olan sunumun kapanış bölümüydü: Cordoue Salon'da bir Berluti ustası, izleyicilerin önünde yıpranmış bir eski Berluti parçasını restore ediyordu. Teşhir değil, işin kendisi. Berluti'nin açıkladığı veriye göre ürettiği parçaların yüzde doksandokuzunun tamir edilebilir olduğunu belirtiyor. Bu rakam tek başına tartışılabilir; her markanın sürdürülebilirlik iddiasını aynı soru işareti kuşatıyor. Ama buradaki jest başka: 'lüks yenilik değil, sürekliliktir' önermesini sunum formatının içine gömmüşler.
Onarım, lüksün bir jesti olunca; lüks tanımı da onunla birlikte yeniden müzakere edilmek zorunda.
Küçük Prens ve Sınırlı Seri
Antoine de Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'iyle kurulan yaratıcı diyalog, ilerleyen aylarda yayımlanacak sınırlı üretim parçalarda somutlaşacak. Bunları değerlendirmek için erken; ancak Berluti'nin bu ilişkiye girme kararı ilginç bir ses tonu seçimi. Küçük Prens, dolaylı olarak, sorgulamanın bir erdemi olduğuna işaret eden bir metin; bu marka için ne kadar uyumlu, merak etmemek elde değil. Bakalım sonuç nereye oturacak.
Berluti, ölçülen bir temkinlilikle ilerlemeyi tercih ediyor. SS27 ne devrimci bir dönüşüm ne de kendi üzerinde duraksama. Venezia derisinin Empresyonist ışık yorumuyla buluşması — ve bir ustanın onarım masasındaki el hareketleri — koleksiyondan akılda kalan iki görüntü. Gerisini zaman gösterecek.