VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Kültür

Yoko Ono İstanbul'da: İzleyiciyi Suç Ortağına Çeviren Sergi

Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan 'Insound and Instructure', altmış yıllık kavramsal pratiği bir tuvalle değil seyirciyle var eden bir sanatçının miras haritasını çıkarıyor.

· Sanat & Kültür Editörü · · 2 dk okuma
Beyaz badanalı bir müze salonunda ziyaretçiler duvara asılı bant parçalarını dikkatle incelerken, soluk gün ışığı üstteki pencerelerden içeriye süzülüyor.

1964 yılında Kyoto'da, daha sonra Londra ve New York'ta sahneye çıktı: Yoko Ono yerde dizlerinin üstünde oturuyor, seyirciler sırayla ona yaklaşıp ellerindeki makasla elbisesinden bir parça kesiyordu. 'Cut Piece.' Performans boyunca Ono neredeyse hiç kımıldamadı. Bu, sanat tarihinin en çok tartışılan anlarından biridir; ama tartışmanın büyük kısmı yanlış soruyu sorar — 'bu sanat mı?' diye. Doğru soru şudur: seyirci o sahneye katılmaya karar verdiğinde ne oldu?

Sakıp Sabancı Müzesi, 25 Haziran'da Ono'nun kapsamlı sergisini 'Insound and Instructure' başlığıyla İstanbul'a taşıdı. İspanya'daki MUSAC ile ortaklaşa geliştirilen sergi, sanatçının 1960'lardan bugüne uzanan pratiğini şiir, çizim, fotoğraf, video, heykel ve enstalasyonla katmanlıyor. Ama asıl dikkat çeken boyut teknik değil: Ono'nun yapıtlarının büyük çoğunluğu izleyicinin müdahalesi olmadan var olmaz.

Tamamlanmamışlık Bir Tasarım Kararıdır

Erken dönem yapıtlarından 'Grapefruit' kitabı, talimatlardan oluşur: 'Hayal et. Ölç. Unut.' Talimatın kendisi yapıt değildir; yapıt zihinlerde oluşur ve her zihin farklı bir şey üretir. 'Sky Ladders' serisinde gökyüzüne dönük insan figürleri, 'Mend Piece'te kırık seramikleri ziyaretçilerin bağ kurarak onardığı bir masa vardır. Bir yapıtın ne zaman bittiğine dair alışılagelen soruyu Ono baştan geçersiz kılar: yapıt bitmez, seyirciyle beraber değişir. Bu tutum, çağdaş sanat dünyasının participatory art tartışmalarına çok önce girmiştir; ancak Ono'nun pratiğini salt kavramsal bir denemeden ayıran şey, bedenin ve sesin bu denkleme dahil edilmesidir.

İstanbul için hazırlanan büyük ölçekli enstalasyonlar da bu çizgide ilerliyor. Müzenin mekânsal özellikleriyle konuşan yerleştirmeler, koleksiyonlardaki arşiv malzemeyle bir arada görüntülenecek. Küratör ekibi Ono'nun katılımcı mantığını salt bir nostalji operasyonuna dönüştürmek yerine güncel soruyla buluşturmak istemiş: bugün kalabalık bir müze salonunda bir yabancıya yaklaşıp eline makas vermek ne demektir?

Bir yapıtın ne zaman bittiğine dair soruyu Ono baştan geçersiz kılar: yapıt bitmez, seyirciyle beraber değişir.

Tan Eren

İstanbul'un Ono'yla Geç Buluşması

Sergi, 25 Aralık 2026'ya kadar açık kalacak. Altı aylık bu pencere, özellikle müzik ve edebiyat alanında Ono'nun haksız biçimde bastırılmış sesini duyurmak için iyi bir fırsat. Türkiye'de Ono'yu 'Lennon'ın eşi' olarak bilen bir kuşak var; bu sergi o ön bilgiyi doğrudan sorgular. Kavramsal sanatın izleyiciyi pasif tüketiciden aktif katılımcıya nasıl taşıdığını görmek isteyenler için, bir sonraki altı ay bu soruyu İstanbul'un tam göbeğinde sorabileceğimiz nadir anlardan biri.

  • çağdaş-sanat
  • sergi
  • performans-sanatı
  • istanbul