VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Kültür

Dokuz Yılda Bitmemiş Bir Tablo: Dadd'ın Perileri Royal Academy'de

Elli yıllık aradan sonra gerçekleşen bu retrospektif, Bethlem ve Broadmoor'da kırk iki yıl geçiren Viktorya dönemi ressamının yüz yapıtını bir arada gösteriyor — ve o tablonun hâlâ neden bitmediği sorusunu yeniden soruyor.

· Sanat & Kültür Editörü · · 2 dk okuma
Royal Academy of Arts Burlington House'da Viktorya dönemi resim galerisi salonu

Ressamın babasını bıçaklaması 1843'te oldu. Bethlem'e konulması da aynı yıl. 1855'te bir tablo başladı — dokuz yıl boyunca her gün biraz çalıştı üstünde, sonra 1864'te Broadmoor'a nakledildi ve tabloyu yarım bıraktı; sol köşenin alt kısmı hâlâ karakalemdi. Kendisi de bitmemiş saydı onu. Adı The Fairy Feller's Master-Stroke'tu. Şimdi Tate'in duvarında asılı ve birkaç yüz metre ötedeki Royal Academy of Arts'ta ise Dadd'ın yüz yapıtından oluşan bir retrospektif 25 Temmuz'da kapılarını açtı.

Beyond Bedlam başlığı hem mecazi hem coğrafi bir ifade: Bethlem'in ötesine geçmek. Küratörler Nicholas Tromans ve Sylvie Broussine, serginin Dadd'ı bir akıl hastanesi vakası olarak değil, kendi döneminin en karmaşık görsel dillerinden birini geliştirmiş bir ressam olarak konumlandırmak istediğini açıkladı. Bu iki şey birbiriyle çelişmiyor; ama ikincisini söyleyebilmek için zaman gerekiyordu — ilki o kadar gürültülü bir gerçekti ki.

Kronoloji Bir Tersyüz Ediş

Kronolojik düzenlenmiş sergi dört evreye ayrılıyor: Londra'da erken eğitim yılları, Orta Doğu ve Akdeniz'deki seyahat dönemi, Bethlem'deki uzun kapatılma yılları ve Broadmoor'daki son dönem. Bu kronoloji aslında bir tersyüz ediş: sanat tarihinin çoğu zaman görmezden geldiği sığınak içi üretimin, bir yaşamın yalnızca acil biyografik notu değil, ağırlık merkezini oluşturduğunu kabul ediyor.

The Fairy Feller'ın kendisi sergide yok — Tate koleksiyonunda olduğundan Burlington House'a getirilmedi. Ama o tablonun yokluğu belki daha güçlü bir şey yapıyor: Dadd'ın geri kalan doksan küsur yapıtını ayrı bir bağlamda, ayrı bir dikkatle görmenizi sağlıyor. Çoğu zaman tek bir tablonun devasa gölgesinde kalan bir ressam; bu sergi o gölgeden çıkmayı deniyor.

Hastalığı Romantikleştirmeden Anlatmak

Dadd'ın akıl hastanesi içi üretimini ele alırken her zaman bir tuzak var: 'delilik esere derinlik kattı' savı, hem kişiye hem yapıta karşı bir haksızlık. Tromans ve Broussine'nin bunu fark ettiği anlaşılıyor. Sergi metinlerinde hastalığı bir kaynak olarak romantize etmek yerine, Dadd'ın Bethlem'deki koşullarını, başhekimlerden gördüğü davranışı ve zaman zaman tanınan görece özgürlükleri belgeliyor — bir hastanın değil, o koşullarda çalışmayı sürdüren bir ustanın portresini çiziyor.

Dadd'ın Viktorya döneminin peri ikonografisiyle ilişkisi de düşündürücü: dönemin seyircileri kaçış sağlayan imgeler istiyordu. Dadd'ın perileri ise tuhaf, yoğun, tarihüstü; bir kestane kabuğunun kırılmasını bekleyen onlarca figür, minyatür yoğunluğun içinde. Bu bir kaçış resmi değil. Birinin sığındığı yerde kendi dilini icat etmesi — başka sanatçıların hür atölyelerinde yaptıklarından farklı değil, yalnızca koşullar farklı.

Sığınak içi üretimi bir dipnot değil, yaşamın ağırlık merkezi olarak kabul etmek — küratörün asıl kararı bu.

Sergi 25 Ekim'e dek Burlington House'da. Küratöryel yaklaşımın tutarlılığını ve yüz yapıtlık seçkinin bütüncüllüğünü o mekânda görmek gerekiyor; bir kataloğun ya da haberin aktarabileceğinin ötesinde bir şey var burada. Dadd dokuz yılda bitiremediği bir tabloyu bıraktı; sergi onu bitirmeyi değil, o yarım kalmışlığın içindeki kasıtlı dili anlamayı teklif ediyor.

  • sergi
  • royal-academy
  • victorya-donemi
  • ingiliz-sanat