VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Kültür

Wenders Tokyo'da Ne Arıyordu?

Perfect Days, bir tuvalet temizlikçisinin rutin günlerini konu alıyor. Ama Wim Wenders bu filmde rutini değil, dikkati anlatıyor.

· Sanat & Kültür Editörü · · 2 dk okuma
Tokyo sokağında sabah ışığında ilerleyen bir temizlik görevlisi silueti, arka planda modern binaların yansımaları

Hirayama her sabah aynı saatte uyanıyor. Yüzünü yıkıyor, bitkilerini sulıyor, kahvesini alıyor ve arabasına biniyor. Arabasında kaset çalıyor — Lou Reed, Patti Smith, Van Morrison. Tokyo'nun kamusal tuvaletlerini temizlemeye gidiyor. Bu rutini filmin boyunca izliyoruz, gün değişiyor ama alışkanlıklar değişmiyor. Wim Wenders'ın 2023'te Cannes'da prömiyerini yapan Perfect Days, işte bu sahneleri sinema dili olarak kuruyor.

Japon İşi, Alman Bakışı

Wenders, filmi Tokyo'nun 'Tokyo Toilet Project' kapsamında inşa ettiği kamusal tuvalet yapılarının belgesi olarak çekmek için davet edildi. Bu yapılar — Kengo Kuma, Tadao Ando ve Fumihiko Maki gibi mimarların tasarladığı alışılmadık, özenli yapılar — bir şehrin kamu alanına mimari yatırım anlayışının ürünüydü. Wenders bunu yalnızca bir belgeleme görevi saymadı. Baş karakteri bu mekânların içinde çalışan bir adam yaptı: görünmez ve rutin. Japonya tarafından gönderilen bu davet, bir Alman yönetmene dönünce bambaşka bir şey çıktı.

Koji Yakusho'nun Yüzü

Hirayama'yı oynayan Koji Yakusho, Cannes'da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Bu ödülü hak eden bir oyunculuk, ama performans kelimesi bile yanlış hissettiriyor: Yakusho, büyük ölçüde sessiz. Çoğu sahne onun yüzünün kapandığı, yeniden açıldığı anları tutuyor. Sevinç mi gizliyor, yorgunluk mu, hüzün mü — filmin yüzeyine bunlar tam oturmuyor. Wenders bu belirsizliği koruyarak ilerliyor; Hirayama'yı açıklamıyor, sunuyor.

Wenders, filmi geliştirirken senaryo ortağı Takuma Takasaki ile yalnızca birkaç basit soru sordu: Bu adam neden bu işi yapıyor? Ve neden mutlu görünüyor? Cevapları vermedi. Ama soruları filme yerleştirdi.

Tan Eren

Rutin ve Anlam

Batı sinemasının büyük bölümü karakterleri rutinden kaçarken ya da rutini kırarken anlatır. Hirayama'da bu yok. Rutinin kendisi anlatının içeriği. Sabah kahvesi, kaset, ağaç fotoğrafları — her tekrar, bir öncekiyle neredeyse aynı ama tam olarak aynı değil. Işık farklı, trafik farklı, anın içindeki his farklı. Bu farklar küçük ama kamera onları tutuyor. Wenders'ın sorusu belki şu: dikkat ettiğimizde rutin hâlâ rutin mi?

Wenders'ın Yolu

Wenders, 1945 doğumlu; New German Cinema'nın en önemli yönetmenlerinden biri. Paris, Texas'la 1984'te Cannes'da Palme d'Or aldı; 1987'de Kanatların İstediği ile Cannes'da Yönetmen Ödülü. Aradan geçen yıllarda yol filmleri, belgeseller, deneysel çalışmalar yaptı. Perfect Days, kariyerinin bu geç döneminde, 78 yaşında gerçekleştirdi. Bir Japon davetine evet dedi ve bunun ne anlama gelebileceğini önceden bilmiyordu. Film bunun da kaydı.

Hirayama'nın küçük fotoğraf makinesi var. Her gün ağaçların arasından geçen ışığı fotoğraflıyor — komono denilebilecek küçük bir şeyi. Bu görüntüler filme yansımıyor. Sadece çekiliyor. Hirayama için bu yeterli.

Tan Eren

Film Bittikten Sonra

Perfect Days, Japonya'nın Oscar aday gösterdiği ilk film değil — ama bir Japon olmayan yönetmenin çektiği filmin Japon adayı seçilmesi ilk kez gerçekleşti. Bu ayrıntı, sinema ulusal kimliğinin nasıl kurulduğuna dair bir soruyu açıyor. Ama daha çok şunu düşündürüyor: bu film bir ülkeyi değil, bir dikkat biçimini anlatıyor. Ve bu dikkat biçimi, coğrafi değil.

  • sinema
  • wim wenders
  • perfect days
  • japon sineması
  • auteur
  • film eleştirisi