Sanat & Kültür
Fjord Neden Palme d'Or Aldı: Mungiu'nun Filmi ve Muğlaklığın Bedeli
Cannes'ın yetmişinci dokuzuncu yılında Cristian Mungiu ikinci kez Palme d'Or kazandı. Ama bu sefer kazanma biçimi, filmin kendisi kadar tartışmalı.

Cannes'ın kapanış gecesinde Park Chan-wook ayağa kalktığında, salonun büyük bölümü Fjord'un adını duymayı bekliyordu. Film, on iki dakikalık ayakta alkışla karşılanmıştı; ama bu alkış, beş günlük eleştiri sürecinde kendi kendini iptal etmişti neredeyse. Bir İngiliz eleştirmen 'ahlaki haritası bozuk' derken, Amerikan endüstri basınının önemli bir kesimi filmi yılın en sağlam kurgusal yapısı olarak tanımlıyordu. Park jürisi, tartışmanın ortasında ödülü verdi — ve bu tercih, filmin kendisi kadar tartışılmaya devam ediyor.
Fjord, Romanya'dan Norveç'e göç eden muhafazakâr Hristiyan bir çiftin — Mihai ve Lisbeth Gheorghiu'nun — çocuklarının okul bürokrasisi ve komşu ihbarı üzerinden devlet koruma sistemine takılmasını anlatıyor. Film, hikâyesini gerçek bir vakadan alıyor: 2015'te Norveç makamlarının beş çocuğunu aileden ayırdığı Bodnariu ailesi. Mungiu isimler değiştirdi ama çatıyı korudu. Hukuki, kültürel ve dini sürtüşme; Scandinavian ilerici devlet anlayışı ile göçmen ailenin inançları arasındaki gerilim. Film bu gerilimi çözmüyor — iki tarafın da haklı ve haksız olduğu anlar sunuyor.
Eleştirmenler İkiye Bölündü — ve Bu Bir Anlam Taşıyor
Sight and Sound 'merak uyandırıcı ama gelişmemiş' dedi. Roger Ebert sitesi 'dikenli bir ahlaki ikilem' olarak nitelendirdi. BFI'nın Londra Basın Müdürü filmin 'dini muhafazakârlığı nötr sunduğunu' söyledi; bu görüş bazı çevrelerde filmin siyasi olarak şüpheli bulunmasına yol açtı. Öte yandan Hollywood Reporter 'soğurucu ve zorlu bir hesap' dedi. Bu iki kutup, eleştiri dünyasının giderek ayrışan siyasi dilini yansıtıyor — ama aynı zamanda filmin gerçekten istediğini yaptığına da işaret ediyor: Kesin sonuç sunmamak.
Mungiu'nun kendisi ProTV'ye verdiği röportajda şunu söyledi: 'İzleyicilerin salonu kendi inançlarının onayını almadan ayrılmasını istedim.' Bu cümle hem filmin savunması hem de sinema anlayışının özeti. 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün'de ya da Baccalaureat'da da aynı tutum vardı: Ahlaki netlik, neyi yanlış bulduğunu söylemekten değil, neyin neden yanlış görünebileceğini göstermekten geçiyor. Ama Fjord'u öncekilerden ayıran şey, bu sefer tartışmanın nesnesinin daha siyasi açıdan yüklü olması.
Bir film izleyiciyi rahatsız ediyorsa, bu ya bir hata ya da niyetin ta kendisidir. Fjord için ikinci seçenek daha ikna edici.
İkinci Palme: Doğu Avrupa Sineması Nereye Gidiyor?
Mungiu tarihte ikinci kez Palme d'Or alan onuncu yönetmen oldu. Bu liste —Coppola, Dardenne kardeşler, Haneke, von Trier gibi isimler— sinema tarihinin belli bir ağırlık merkezini gösteriyor. Doğu Avrupa ya da Akdeniz havzasından gelen yönetmenler bu listede azınlık; Mungiu'nun iki kez girmesi hem Romanya sinemasının uluslararası tasdiki hem de Cannes'ın bu coğrafyaya nasıl baktığının bir yansıması.
Fjord'un özellikle ilgi çekici yanı şu: konu Romanya'nın iç meselesi değil. Romanyalı bir ailenin Norveçli kurumlara, Norveçli değerlere ve Norveçli yasal sisteme çarpması — bu, Doğu ile Batı Avrupa arasındaki derin ve çözülmemiş bir ayrışmayı konu alıyor. Bu ayrışma soyut değil: Göç, entegrasyon, kültürel uyum baskısı, çocuk hakları üzerinden devlet müdahalesinin sınırları. Film bu tartışmayı açık uçlu tuttuğu için bazıları onu sağ görüyor, bazıları ise siyasi soruları cesurca soruyor olarak görüyor. Gerçekte film, önceden cevaplanmış sorular yerine, gerçekten sorulması gereken soruları soruyor.
Sebastian Stan ve Renate Reinsve: Filmden Fazlası
Oyunculuk tartışması da ayrı. Sebastian Stan —Marvel evreninin kaptanından bu yana sürekli dönüşüm arayan bir oyuncu— Mihai'yi ne sempatiyle ne antipatiyle oynuyor. Renate Reinsve ise, 2021'de Cannes'dan En İyi Oyuncu ödülü aldığı Dünyanın En Kötü İnsanı'ndan bu yana Avrupalı yönetmenlerle çalışma konusunda net bir tercih gösteriyor. İkisinin ekran kimyası, filmin iki dünya arasında sıkışmışlık hissini yönetici açıdan değil, bedensel düzeyde aktarıyor. Bu ekran varlığı, filmin bölünmüşlüğü görünür kılan en önemli araçlarından biri.
Fjord'u bu haftadan sonra Türkiye'de ne zaman görebileceğimiz henüz belli değil — dağıtım anlaşmaları müzakere aşamasında. Ama şunu söylemek mümkün: Bu film, izlenmeden önce ne 'ilerici' ne 'gerici' bir çerçevede konumlandırılmalı. Mungiu'nun istediği tam da bu: Etiketi kapıda bırakmak. Salona girip filmin yarattığı tatsız belirsizliği taşımaya razı olmak. Bu belirsizlik sinema tarihinde en verimli toprak olmuştur.
Park Chan-wook ödülü açıklarken 'bu yarışmayı birleştiren çalışma' dedi. Belki de en güçlü Palme d'Or'lar, herkesin memnun olmadığı — ama herkesin bir şeyle ayrıldığı — filmler kazanır.