Sanat & Kültür
Smiljan Radić'in Binası Neden Bitmiş Görünmez: Pritzker 2026 ve Belirsizliğin Erdemi
Şilili mimar Smiljan Radić Clarke bu yıl Pritzker Ödülü'nü aldı. Jüri gerekçesinde 'kasıtlı yarım bırakılmış' dedi. Bu, bir zaafın değil, bir tutumun tanımıdır.

Mart 2026'da Pritzker Ödülü jürisi Şilili mimar Smiljan Radić Clarke'ı 55. laureat ilan ettiğinde, gerekçe metninde arka arkaya üç sıfat sıralandı: geçici, kararsız, kasıtlı bitmemiş. Başka bir ödül bağlamında bu üçlü bir eleştiri sayılırdı. Burada övgüdür. Ve fark tam da burada başlıyor.
Radić, Santiago merkezli pratiğini 1995'te kurdu; bugün altmışı aşkın yapısı var. Ama uluslararası kamuoyuyla tanışması uzun sürdü. İsmi en geniş çevreye önce 2014'te Serpentine Pavilion ile ulaştı — Londra'nın Kensington Bahçeleri'ne yerleşen, alttaki ham kaya kütlelerinin üzerinde yüzüyor gibi duran yarı saydam fiberglas kabuk. Bir gülün yuvası mıydı, bir harabemi, bir koza mı? Yapı bunların hiçbirine yanıt vermedi. Bu yanıtsızlık, Radić mimarisinin merkezi jesti olduğu için o pavyon hâlâ anılıyor.
Tamamlanmamışlık bir estetik seçim değil, bir bilgi iddiasıdır
Radić'in en çok tartışılan yapıları arasında Papudo'daki Casa Pite sayılır — 2005'te tamamlanan bu ev Şili'nin orta kıyısındaki kayalık araziye gömülüdür, onun üstüne oturmaz. İstinaf duvarları ve teraslar aracılığıyla bina adeta kaya kütlesinin bir uzantısı gibi davranır. Santiago'daki Restoran Mestizo (2006) ise kısmen toprağa batmış bir hacimdir; taşıyıcı kolon görevi gören dev kayalar, çatıyı altından iter gibi tutar. Concepción'daki Teatro Regional del Biobío (2018) yarı saydam bir kabukla çevrelenmiştir: gündüz ışığı denetlenir, akustik ise gösteri değil ketum bir mühendislikle düzenlenir. Bu üç yapıda ortak olan şey şudur — malzeme hiyerarşiyi reddeder, bina ortamdan ayrışmaz, tamamlanmışlık hissi bilerek ertelenir.
Pek çok çağdaş mimar da yerele gönderme yapar, malzemeyi öne çıkarır. Ama büyük çoğunluğu fotoğrafta güzel duran birer estetik göndermeden öteye geçemiyor. Radić'teki fark niyetten kaynaklanıyor: tamamlanmamışlık, bütçe ya da süre sorunu değil, bir bilgi iddiasıdır. Bina mekânı ve zamanı tamamen kavradığını söylemiyor; onları bir süre daha açık tutmak istediğini söylüyor. Pritzker jürisi bunu şöyle yazdı: 'Yapıları belirsizliği ve malzeme deneyimini kültürel bellekle kesiştirir.' Bu cümle, büyük bölümünü mimarlık yazısından çalarken sahip olduğumuzun en doğru tanımına yakın geliyor.
Latin Amerika'dan beşinci — ama sayının arkasındaki asıl soru başka
Radić, Pritzker'i kazanan beşinci Latin Amerikalı mimar ve Alejandro Aravena'nın ardından ikinci Şilili. Bu istatistik bir temsil sorusu açıyor. Aravena, sosyal konut ve katılımcı tasarım söylemiyle Batı'nın 'sorunlu dünya mekânı'na duyduğu ilgiye denk düştü ve ödülünün etrafında kalın bir ideolojik tabaka oluştu. Radić ise tam karşı bir yerde duruyor — son derece bireysel, açıkça felsefi ve edebi kökleri olan bir pratik. Ama bu ayrım yanıltıcı. Radić'in sitesi her projede geniş bir çerçevede tanımlanır: arazi, tarihsel katmanlar, toplumsal pratikler ve siyasal koşullar. Depremlerle biçimlenmiş bir coğrafyada 'geçici ve dayanıklı' arasındaki gerilimi kurmak, ne kadar bireysel görünürse görünsün, derinden coğrafi ve siyasidir.
Türkiye bu ödülü izlerken şunu sormak gerekiyor: Yerele gönderme yaptığını iddia eden mimarlık pratiğimizde, Radić'in attığı adımı atmaya hazır kaç yapı var? Kendi coğrafyasının malzeme hafızasını gerçekten içselleştiren, mülkiyet değerine değil mekân diline öncelik tanıyan, hem depreme hem kültüre dirençli tasarımlar nerede? İstanbul'un son on yılında bağlamsız cam kule baskısının altında bir Radić çıkmaz — ama bu soruyu sormak, en azından o boşluğun farkında olmayı sağlar.
Tören Haziran 2026'da Santiago'da gerçekleşti; yer sembolik, Radić'in kendi şehri. Töreninden önce bir röportajda 'Bina her şeyi bildiğini söylememelidir' dedi. Bu kısa cümle, ödülden daha uzun kalacak. Tamamlanmışlık iddiasındaki mimarlığa — maliyeti ve çevresel hasarı ne olursa olsun büyüyen skalanın mimarlığına — tam karşı duruyor. Mimarlığın olduğu her şeyi bildiğini söylemeyen yapılara ne kadar nadiren rastladığımızı düşününce, jüri gerekçesindeki üç sıfat daha da ağır basıyor: geçici, kararsız, kasıtlı bitmemiş.