Sanat & Kültür
Gwangju'da Rilke Yankısı: 'Hayatını Değiştirmek Zorundasın'
16. Gwangju Bienali tarihin en kısa katılımcı listesiyle açılıyor: 43 sanatçı, tek bir soru. Ho Tzu Nyen küratörlüğündeki sergi, bir kriz anında sanatın dönüştürme kapasitesini ölçüyor.

Rainer Maria Rilke, 1908'de yazdığı 'Archaischer Torso Apollos' şiirini bir emirle bitiriyor: 'Du mußt dein Leben ändern.' Hayatını değiştirmek zorundasın. Cümle bir antik torsoyla yüz yüze gelmenin getirdiği ani zorunluluktan çıkıyor. Baktığın nesne sana bakıyor, seni ölçüyor ve talep ediyor. 16. Gwangju Bienali bu cümleyi başlık yaparak bienal tarihinin en küçük katılımcı listesini açıkladı: 43 sanatçı ve grup, 5 Eylül'den 15 Kasım'a kadar.
Sanat bienallerinde büyüklük çoğunlukla bir argüman gibi işler. Daha fazla sanatçı, daha geniş coğrafya, daha uzun küratöryel liste — yani daha kapsamlı, daha temsili, daha dünya. Ama bu ölçek enflasyonunun bir maliyeti var: her yapıt bir sonrakinin paraziti olur, izleyicinin dikkati kırılır, tema giderek slogan düzeyine düşer. Ho Tzu Nyen ve küratörler Che Kyongfa, Park Gahee ile Brian Kuan Wood, buna karşı net bir karar vermiş: yoğunluk, birikime tercih edildi.
Küçültme Kararının Riski
Bu kararın küratöryel riski büyük. Tarihindeki en küçük liste, aynı zamanda en yüksek beklenti demek. 43 isimden her biri, daha önce çok daha kalabalık bienallerin yarattığı ses ortamında kaybolmak yerine gerçekten bir soru taşımak zorunda. Katılımcılar arasında Matthew Barney, Tehching Hsieh, Nina Canell, Lu Yang, CAMP ve Türkiye'den İnci Eviner var.
İnci Eviner, Türkiye'nin hem yerli galeri sisteminde hem uluslararası sahnesinde bağımsız bir yerde duruyor. Zaman zaman video, zaman zaman çizim, zaman zaman animasyonla çalışıyor; ama asıl tutarlılık medyumda değil soruda: kolektif hafıza nasıl kurulur, şiddetin dili beden üzerinde nasıl çöker, kurgusal ve gerçek arasındaki kırık zemin nerede başlar. Gwangju'nun tematiğiyle — bir kriz anında sanatın dönüştürme kapasitesi — bu ses örtüşüyor. Türkiye'den katılımcıların uluslararası bienallerde çoğunlukla 'egzotik perspektif' kotasına yerleştirildiği bir ortamda, Eviner'in seçimi bu kalıba girmiyor: kendi grameriyle konuşuyor ve o gramer anlaşılıyor.
Şehrin Tarihi Bir Soru Sorar
Gwangju'nun kendisi de sergi mekânı olarak yüklü bir seçim. 1980 Gwangju Ayaklanması, Güney Kore'de demokratikleşme tarihinin en kritik ve en kanlı sayfalarından biri. Bienal 1995'te bu hafızanın üzerine kuruldu — kısmen bir yas, kısmen bir yeniden kuruluş pratiği olarak. Dolayısıyla 'hayatını değiştirmek zorundasın' başlığı soyut bir çağrı değil; bu şehirde bu kelimeler başka türlü işitilebilir. Rilke'nin torsosunun baktığı şey, burada daha yakın bir tarih.
Bienal formatının kendisi de bir soruyu gündeme taşıyor: sanat kurumları kriz söylemini ne zaman soruyu gerçekten soran bir zemine dönüştürür, ne zaman yalnızca dönemi etiketler? Gwangju bu konuda tartışmalı bir örnekti her zaman. Ama bu edisyonda azaltma kararı — hem sanatçı sayısında hem beklenen küratöryel karmaşıklıkta — söylemin içini doldurmaya çalışıyor gibi görünüyor. Eylül'de sergi mekânlarında bunun gerçekten tutup tutmadığını görmek gerekiyor.
Ho Tzu Nyen'in pratiği bu çerçeveyle nasıl örtüşüyor? Singapurlu sanatçı ve yönetmen olarak uzun süredir video, ses ve arşivle çalışıyor; özellikle Güneydoğu Asya sömürge tarihini, mitoloji ve modern bellekle kurduğu ilişkiyi sorguluyor. Küratör olarak bu seslerin ötesinde bir ekip kurması — Che Kyongfa, Park Gahee, Brian Kuan Wood — bienal tarihindeki coğrafi alışkanlıkları da test ediyor. Bienal küratöryel dili genellikle bir ismin ağırlık merkezine kurulu olur; bu dört sesli yapı farklı bir gerilim açıyor.
Rilke'nin o dizesi pek çok kez sahiplenildi, yanlış anlaşıldı, motivasyon söylemine malzeme yapıldı. Gwangju bunu tersine çevirmek istiyor: şiirsel zorunluluktan kurumsal gerçekliğe, söylemden mekâna. 5 Eylül'de kapılar açıldığında 43 yapıtın bu yükü taşıyıp taşıyamadığı anlaşılacak.