VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Gayrimenkul & Mimari

Kıvrılan Duvar: LANZA Atelier'in 26.000 Tuğlası ve Serpentine'in 25. Yılı

Mexico City'li bir stüdyo, Suffolk köy bahçelerinden gelen bir yapı geometrisiyle Londra'nın en çok izlenen açık hava mimarisini yeniden yazdı.

· Teknoloji & Mimari Editörü · · 3 dk okuma
Hyde Park'ta kıvrılan tek sıra kırmızı tuğla duvar, sabah ışığı altında translüsent çatının gölgesinde uzanıyor

Serpentine Galerisi her yıl genç bir stüdyoya —ya da en azından Britanya'da henüz bina yapmamış bir mimara— Hyde Park'ın köşesini teslim ediyor. Bu 2000'de Zaha Hadid'in kaplama formuyla başlayan bir komisyon geleneği; yirmi beş yılda yirmi beş yapı, yirmi beş farklı mimari dil. 2026'da sıra Isabel Abascal ve Alessandro Arienzo'ya, yani Mexico City merkezli LANZA atelier'e geldi. Stüdyonun seçimi başlı başına bir tartışma konusuydu: neden Latin Amerika, neden bu ölçekte görece genç bir pratik?

6 Haziran 2026'da açılan pavyon, 25 Ekim'e kadar ziyaretçilere açık kalacak. Kısa bir bina — mevsimlik ve geçici. Ama bu geçicilik, mimarinin burada ne kadar dayanıklı sorular sorduğunu silmiyor.

Crinkle-Crankle: Suffolk'tan Gelen Bir Geometri

Pavyonun yapısal omurgası crinkle-crankle duvarıdır — Türkçede tam karşılığı olmayan bu terim, dalgalı ya da kıvrımlı bahçe duvarını tanımlar. Suffolk'taki İngiliz bahçe mirasından devşirilen bu form, özellikle 18. ve 19. yüzyıl mülk duvarlarında görülür. Geometrinin zekası şurada: kıvrımlar, duvara tek sıra tuğlayla ayakta kalma kapasitesi veriyor. Düz bir duvar tek sıra tuğlayla inşa edilemez — rüzgar ve yük onu devirir. Kıvrılma ise lateral destek üretiyor ve yapısal istikrarı formun kendisinden çıkartıyor.

LANZA atelier bu geometriyi Serpentine Güney'in tuğla cephesiyle diyaloğa soktu. Seçilen renk, Wienerberger UK tarafından tedarik edilen kırmızı kil tuğla — Hyde Park'ın etrafını çeviren İngiliz kırmızı tuğla dokusuna bilinçli bir gönderme. Toplam 26.000 tuğla kullanıldı. Sayı hem somut hem sembolik: bu kadar malzemeyi bu kadar az bağlayıcı malzemeyle ayakta tutmak, mühendislik hesabının formun içine gömülü olduğunu gösteriyor.

Saydam Çatı, Sütun Ormanı

Pavyonun kuzeyi, çevre ağaç örtüsüyle ilişki kuran kıvrık duvarla işaretlenmiş. Ana strüktür ise translüsent bir çatı altında dizilmiş tuğla sütunlardan oluşuyor — bir ağaç korusunu andıran bir düzenek. Daylight ve doğal hava sirkülasyonu tasarıma dahil edilmiş; kapalı bir mekân yerine geçirgen bir çerçeve kurulmuş. Bu seçim, mevsimlik kullanımda mantıklı: güneş açısında sizi gölgede bırakan ama etrafı görmenizi engellemeyecek kadar hafif bir örtü.

Mekân dili burada ilginç bir gerilim yaratıyor. Crinkle-crankle duvarı kapalılık ima eder — bir bahçe sınırıdır. Ama sütun düzeni ve translüsent çatı bu kapalılığı sürekli çözüyor. İçerisi-dışarısı ikiliği tam olarak kurulmuyor; yerine geçişkenlik var. Hem sergileme alanı hem parkın uzantısı olan bu melez konum, Serpentine'in 'açık hava pavyonu' geleneğini tutarlı biçimde taşıyor.

Bir kıvrımlı duvar, düz bir duvarın taşıyamayacağı bir hafifliği ayakta tutar. Buradaki mühendislik, formun kendisiyle özdeşleşmiş.

25. Yılda Kurumun Kendini Sınaması

Serpentine Pavyonu bir mimari pratiği değerlendirmenin en keskin vitrini sayılır — hem dünya basınının takip ettiği bir komisyon, hem de gerçek bir yapı. Ama kurumun 25. yılında sormak gerekiyor: bu seçimler neyi optimize ediyor? İlk on yılda Zaha Hadid, Oscar Niemeyer, Toyo Ito, Álvaro Siza gibi isimler ağırlıktaydı. Son dönemde Smiljan Radić (2014), Selgas Cano (2015) gibi daha az bilinen ama güçlü pratikler ön plana çıktı. LANZA atelier bu ikinci eğilimin devamı — tanınmışlık değil, fikir.

Bu eğilim meşru ama aynı zamanda dikkatli bir gözle okunmalı. Genç ve görece az bilinen bir stüdyoyu seçmek, kurumsal bağlamda risk almak gibi görünür; aslında pavyonun kendisi kurumu koruyan bir altyapı sağlıyor. Stüdyo başarısız olsa bile iş büyük ihtimalle bitmeden durmaz — zira tasarım ve uygulama arasında çok sayıda kontrol mekanizması var, danışman mühendisler dahil. Gerçek risk almak, bütçesiyle kalmadan proje çekmeyi bilen kurumların değil, küçük ölçekli yapıları finanse etme kapasitesiz mimarların sorunu.

Mexico City'den Londra'ya: Klima Olarak Mimari

LANZA atelier'in kendi pratik coğrafyası, Mexico City'nin iklim ve yapı kültürüyle şekilleniyor. Tropikal ve yarı-kurak iklimde çalışan bir stüdyonun Londra'nın yağışlı ve soğuk iklimine uyarladığı yapısal düşünce, doğrudan crinkle-crankle'ın doğal hava sirkülasyonu sağlayan gözenekli geometrisinde görünüyor. Bu bir uydurma değil, bir dönüşüm. Farklı bir iklimin geometrik mantığını başka bir coğrafyaya taşımak — ve taşırken orijinal bağlamın izlerini malzeme seçiminde korumak — mimari dürüstlüğün somut tanımıdır.

Crinkle-crankle'ın Suffolk bahçe duvarlarından Hyde Park'a taşınması, bu çerçevede saf bir alıntı değil. Tuğlanın kendi tarihi, İngiliz mülk kültürünün katmanları, Mexico City'li mimarın bu katmanlarla kurduğu mesafeli ama saygılı ilişki — bunlar birlikte bir okuma zenginliği yaratıyor. Pavyon geçici, ama bu okuma kalıcı bir mimari soruyu içinde taşıyor: yerel malzeme ve küresel pratik arasındaki köprüyü kim kuruyor, nasıl kuruyor ve hangi bedelle? Hyde Park'taki 26.000 tuğla bu soruyu sormanın 25. yılında, doğru bir formla veriyor.

  • mimari
  • serpentine
  • lanza-atelier
  • pavyon