Gayrimenkul & Mimari
Beit Bin Nouh: AlUla Eski Şehri'nin Kerpiç Avlusu ve Bir Mimarın Üç Buçuk Yılı
Shahira Fahmy, Suudi Arabistan'ın antik şehrinde 1980'lerden bu yana terk edilmiş bir kerpiç kalıntıyı yeniden ayağa kaldırdı. Wallpaper* 2026'nın En İyi Malzeme Kullanımı ödülü bunun için verildi.

AlUla Eski Şehri, 1980'lerde sessizce terk edildi. Yeni bir kasaba merkezi kuruldu, yollar değişti ve yüzlerce kerpiç ev — onuncu yüzyıldan kalma bir kalenin çevresinde sıkışmış — boşaltıldı. Bölge, Nabatean şehri Hegra'yla birlikte dünyanın en kapsamlı açık hava arkeoloji alanlarından biri; ama eski şehrin kendisi uzun süre turistik görüntü rekoru kırmak yerine çürümeyi tercih etti.
Mısırlı mimar Shahira Fahmy bu bağlamda AlUla'ya geldi ve Bin Nouh ailesinin nesiller boyu toplantı yeri olarak kullandığı iki eski evin izinden oluşan bir boşluğu buldu. Yerel adıyla Beit Bin Nouh — Bin Nouh'un Evi. Wallpaper* dergisinin 2026 Tasarım Ödülleri'nde En İyi Malzeme Kullanımı kategorisinin kazananı bu alan oldu.
Üç Buçuk Yılın Kararları
Projenin malzeme kararları bir tasarım beyannamesi gibi okunuyor: taş, Suudi Kraliyet Komisyonu'nun onayladığı bölgesel ocaklardan çıkarıldı; kerpiç tuğlalar yerel toprağı, kili ve samanı karıştırarak güneşte kurutuldu; tamarisk ağacından kirişler ve kapı kanatları kimyasal işlem görmeksizin doğal yağlarla bitirildi; tavan kaplamaları örülmüş palmiye yaprağından yapıldı — hem havalandırma hem gölge. Bu liste bir 'sürdürülebilir mimari' bülteni değil; iklimin yüzyıllardır test ettiği bir yapım geleneğinin sonraki nesle aktarımı.
Zemin kat iş, pişirme ve depolama işlevleri için ayrılmış — yüzlerce yıllık program mantığını takip ederek. Üst kat uyku ve aile yaşamına ayrılmış. Merkezi avlu açık bırakılmış; toplanma yeri, hava bacası ve ışık kaynağı aynı anda. Küçük pencereler ısıyı dışarıda tutuyor; dar sokaklar gündüz boyunca gölge üretiyor. Pasif iklimlendirmenin mimari mantığı bu denli yerinde çalışıyor ki HVAC sistemini tartışmak biraz anlamsız kalıyor.
AlUla Paradoksu
Şimdi şunu sormak gerekiyor: bu proje kimin için? Suudi Arabistan, Vision 2030 kapsamında AlUla'ya milyarlarca dolar yatırdı. Hegra ve çevresi dünya turizm haritasında yerini aldı. Bu bağlamda Beit Bin Nouh'u yeniden ayağa kaldırmak hem meşru bir arkeolojik sorumluluğu hem de turizm ekonomisinin bir fonksiyonunu yerine getiriyor. İkisi çatışmıyor mu?
Fahmy'nin yaklaşımının farkı, mimari kararların turizm sahnelemesine değil yapım geleneğine bağlı kalması. Uluslararası şantiyelerden getirilen ön üretim paneller yok; fabrika dışı bir süreç var. Üç buçuk yıl bu hızın bilinçli bir seçim olduğunu gösteriyor. Benzer lokasyondaki bir proje için bu sürenin üçte birine yeterdi — eğer amaç yalnızca bir 'rönesans evi' görseli üretmek olsaydı.
Eski bir binayı yıkmak hız meselesi, korumak ise sabır meselesidir. Fahmy ikincisini seçti — ve üç buçuk yıl boyunca bu seçimin arkasında durdu.
Wallpaper* Ödülünün Söylediği
Derginin 2026 listesinde aynı malzeme kategorisinde Wiltshire'da sıkıştırılmış toprak kullanan Tuckey Design Studio ve New Mexico'nun volkanik toprağıyla çalışan Dust Architects var. Üçünün ortak söylemi: malzeme, coğrafyadan ayrılamaz. Beit Bin Nouh'u bu listeye taşıyan da buydu — kerpiç tuğla bir estetik tercih değil, AlUla'nın toprağından çıkma zorunluluk.
Bu ödülün mimarlık dışı bir anlamı da var. Suudi Arabistan, son beş yılda uluslararası stüdyolara teslim edilmiş geniş ölçekli projelerle belirgin bir görünürlük kazandı — NEOM, Diriyah, Red Sea. Beit Bin Nouh bu tabloda bambaşka bir ölçekte ve bambaşka bir hızda duruyor. Mimar Mısırlı, proje Suudi, malzeme her ikisine de dışarıdan gelmiyor. Ödül bu kez küresel görünürlüğü değil, yere kök tutmayı seçti.