VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Stil

Davies & Son'un Origami Ceketi: Bir Kimono Mantığı Savile Row'a Ne Yapar?

Savile Row'un en eski bağımsız terzisi, Japon tasarımcı Satoshi Kuwata ile bir ceket üretirken iki ayrı grammatiğin nerede buluştuğunu ve nerede ayrıştığını ortaya koydu. Sonuç, katlanan bir ceket değil, katlama üzerine bir tartışmaydı.

· Stil Direktörü · · 2 dk okuma
Bir terzi masasında origami gibi katlanmış lacivert yün ceket, yukarıdan çekilmiş

1803'te açılan Davies & Son, Savile Row'un en eski bağımsız terzisidir — yani caddede en uzun süre aynı ailenin elinde kalan, en uzun süre bir logo değil bir el imzası taşıyan atölye. Geçen sezon bu atölye, LVMH Ödülü sahibi Japon tasarımcı Satoshi Kuwata ile birlikte Pitti Uomo'da bir ceket sundu. Savile Row'un bu fuarda ilk kez göstereceği koleksiyondu. Üç parçaydı: sabah elbisesi, çift sıralı lacivert blazer ve kuyruklu ceket. Üçü de origami mantığıyla katlanan, kimono gibi düzleşen yapılardaydı.

Kuwata'nın tasarım dilinin merkezinde katlanma var. Parça, vücuttan çıktığında düz bir yüzey gibi yatabilmeli; çizgiler kesimden değil, bükülme noktalarından doğmalı. Kimono bu mantığın yüzyıllık teyididir: kumaşı insan bedenine uydurmak yerine insan bedeni kumaşın geometrisine dahil olur. Batı terziliği ise tam tersi yönde çalışır — en azından klasik Savile Row geleneğinde beden merkezdedir, kalıp ona göre kesilir, canvas omuzdan oturura, oradan bileklerine kadar vücudu çerçeveler. Bu iki anlayışın aynı ceket üzerinde buluşması ne anlama gelir?

Katlamanın ve Yapının Dilini Birbirinden Ayırmak

Kuwata bir zamanlar Davies & Son'da çıraklık yapmış. Yani bu iş birliği dışarıdan gelen bir tasarım müdahalesi değil, atölyenin kendi dilini bilen birinin o dili başka bir gramerle sorgulaması. Sonuç ceket bakılmaya değer: sabah elbisesinin omuz çizgisi, Savile Row'un alışılmış dik ve belirgin yapısından sapmıyor — ama ceket öne katlandığında kumaş kendiliğinden düzleşiyor, fazla yığılma yapmıyor. Altyapı olduğu yerde duruyor; katlanma onu çürütmüyor, sadece farklı bir soru soruyor.

Bu sorunun pratik bir karşılığı var: Batı terziliğinin canvas, vatka ve astar üzerine kurulu iç yapısı, bedenin dışında ne kadar anlam taşır? Bir ceketi duvara astığınızda omuz vatkalı siluet yapay bir ağırlık kazanır — bedenin yokluğunda ceket hâlâ beden taklit eder. Origami mantığında ise parça beden olmadığında da kendisi olur: kumaş, bir nesneye dönüşür. Hangisi daha dürüst bir tasarım sorusudur, bilmiyorum. Ama Kuwata ve Davies & Son bu ikisini tartışmaya açacak kadar ustalıklı bir işbirliği kurmuşlar.

Savile Row'un Japonya ile Hesaplaşması Bitmedi

Japon tailoring geleneğinin Batı terziliğiyle ilişkisi uzun süredir tek yönlü değil. Ring Jacket Osaka'da Napoliten spalla camicia'yı kendi disipliniyle üretiyor; Bryceland's Tokyo'dan Londra'ya taşındı ve Japon menswear anlayışını Batılı müşteriye doğrudan aktardı. Kuwata'nın işi bu köprünün en kavramsal halkası belki: forma değil gramer tartışması yapıyor. Üç ceket Floransa'da bir fuar standında değil, Fortezza da Basso'nun avlusunda sunuldu — ve önlerinde geçen ziyaretçilerin büyük çoğunluğu önce ceketi, sonra katlanan ceketi gördü. İkisi aynı parçaydı.

Bespoke tartışmalarında konu genellikle kumaş seçimi, kesim hassasiyeti ya da fiyat/zaman denklemi etrafında döner. Kuwata ve Davies & Son bu dönguye farklı bir soru kattı: tailoring'in anlamı bedenin dışında da taşınabilir mi? Cevabı vermediler — zaten vermemeleri gerekmiyor. Ama soruyu ceket üzerinde maddeleştirmek, sözde kalan tartışmadan daha nadir bir iştir.

  • savile-row
  • bespoke
  • japon-terziligi
  • satoshi-kuwata
  • tailoring-felsefesi