VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Stil

Thom Sweeney Madison Avenue'da: Savile Row'un Baş Kesimcisi New York'a Taşındı

761 Madison Avenue'daki 4.100 fit karelik flagship'te bespoke, made-to-measure ve bir bar bir arada. Max Whitaker'ın bir yıllık ikameti, İngiliz terziliğin Manhattan'daki en somut adımı.

· Stil Direktörü · · 2 dk okuma
Ceviz panelli terzilik atölyesinde provaya hazır bir ceket manken üzerinde, yan pencereden gelen doğal ışık

761 Madison Avenue uzun yıllar Armani'ye ev sahipliği yaptı. Şimdi aynı adreste başka bir şey var: baş kesimine ve ölçüye adanmış iki katlı bir bina, içinde bir bar ve alt katta, Londra'dan gelip bir yıl boyunca burada kalacak bir kesimci. Thom Sweeney'nin Upper East Side flagship'i bu yıl açıldığında, New York'taki İngiliz terzilik tarihinde küçük ama okunabilir bir kıpırdama oldu.

Bir Mekânın Anatomisi

Dört bin yüz fit kare. İki kat. Alt katta terzilik atölyesi ve özel danışma odaları, üst katta bespoke, made-to-measure ve hazır giyim hattı yan yana. Luke Sweeney ve Thom Whiddett 2007'de Londra'da kurduklarında markanın SoHo'daki New York varlığı bir başlangıçtı; Madison Avenue, onun ötesine geçme kararı. Fransız kireçtaşı zemin, lake ceviz, mavi kadife koltuklar ve Sergio Mazza'dan vintage aplikler — dekorasyon bilgisi basit: müşteri satın almak için değil, yerleşmek için gelsin.

Sol's adını verdikleri bar, alt kattaki terzilik bölümüyle komşu. Bu birliktelik rastlantı değil. Bespoke sürecinin özü ölçü değil, zaman; müşteri ile kesimci arasında kurulan diyalogun kalitesi. Birinci provayla ikincisi arasındaki süre, bir konuşma gerektirir. Thom Sweeney bu konuşmaya fiziksel bir yer açmış.

Max Whitaker ve Yıllık İkamet

Markanın baş kesimcisi Max Whitaker, Savile Row'da eğitim almış bir isim. New York için Londra'dan bir yıllığına taşındı. Bir kesimcinin başka bir kıtaya taşınması alışılmadık bir karar; genellikle marka adı taşınır, usta kalır. Burada tersi oldu. Whitaker'ın Manhattan'da olması, müşteriyle ilk provadan son teslime kadar kurulacak ilişkinin gerçek anlamda elden yürüyebileceği anlamına geliyor.

Bespoke sürecinin kalitesi ölçüde değil, diyalogda yatar. Birinci provayla ikincisi arasındaki süre bir konuşma gerektirir.

Sarp Aksel

Savile Row geleneğinde kesimci, bir markanın görünmez omurgasıdır. Kumaş seçilir, ölçü alınır, kalıp çizilir — ama tüm bu kararların arkasındaki el ve göz, kesimciye aittir. Whitaker'ın ikameti bu açıdan bir sembol değil, pratik bir gerçek: New York müşterisi artık aynı kaliteyi ertelemeden, havaya uçurup gönderilen provalar olmadan alabilecek.

Madison Avenue'da İngiliz terzi yok değil, ama bir başkası da yok. Thom Sweeney'nin SoHo'dan Upper East Side'a geçişi coğrafik bir tercihin ötesinde — müşteri profilini netleştirme, markayı yerleştirme kararı. Şimdi ilk provanızı yaparken yanınızda Sol's'un içeceği var. Bu bir şımarıklık değil, bir yöntem.

  • bespoke
  • savile-row
  • thom-sweeney
  • new-york
  • tailoring