VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Seyahat

Likya Yolu'nun Batı Bölümü: Kaş'tan Kalkan'a Üç Günlük Rota

Kate Clow'un 1990'larda işaretlediği Likya Yolu'nun en az işlek bölümlerinden biri, Kaş ile Kalkan arasındaki sahil sırtlarında uzanır.

· Seyahat Editörü · · 4 dk okuma
Likya Yolu'nda yüksek sırt patikası, sol tarafta Akdeniz ve uzakta Yunan adaları

Kaş'ın amfitiyatrosunun yanındaki patika işaretini bulmak biraz ister — turistik bölgeden çıkınca işaretler düzensizleşir, birini kaçırırsınız ve bir süre tereddütte kalırsınız. Bu, iyi bir başlangıçtır aslında: Likya Yolu o andan itibaren gürültüden ayrılır ve kendi tempoya bırakır sizi. Amfitiyatro'nun mermer oturma sıraları arkada kalır; önde, kaya örtüsü ve dağ kekiği.

Likya Yolu'nun Bu Bölümü Hakkında

Likya Yolu, İngiliz araştırmacı Kate Clow tarafından 1990'ların ortasında haritaya alınmış ve işaretlenmiştir; 540 kilometrelik toplam uzunluğuyla Ölüdeniz'den Antalya'ya kadar uzanır. Clow'un 1994'te başladığı çalışma, Türkiye'nin en kapsamlı uzun mesafeli yürüyüş rotasının temelini attı. Kaş-Kalkan bölümü bu rotanın batısında, yaklaşık 50-60 kilometrelik bir parçasıdır; üç günlük bir programla rahatça tamamlanır, dördüncü gün isteğe bağlı uzatma yapılabilir.

Güzergah boyunca Kyaneai antik kentinin kalıntıları — helenistik dönemden kalma tapınak temeli ve kaya mezarları — ve isimsiz küçük Likya yerleşim izleri görülür. Patikanın yanında duran Likya sarkofajları bu bölgede olağandır; kimisi yolun hemen kenarında durur, kimisi çalılıkların arasından görülür. Müzelik değil, yol kenarı. Bu ayrım önemlidir: kapalı bir ortamda vitrin arkasında görmek ile yürürken, ayaklarınızın yanında görmek arasında çok farklı bir ilişki kurulur.

Birinci Gün: Kaş'tan Çukurbağ'a

Kaş'tan çıkışta Çukurbağ Yarımadası boyunca ilerleyen patika, deniz seviyesinden 400-500 metre yüksekliklere çıkar. Bu yükseklikte sol tarafta Kaş koyu ve Meis Adası (Yunanistan) görülür; hava açıksa gözle seçilebilir uzaklıkta. Meis, Kaş'a günlük feribot seferleriyle bağlı; ama bu ayrı bir gün ister, yürüyüş programına eklenmez. İlk gün 15-18 kilometre ve yaklaşık 600 metre tırmanış içerir; birinci günün dinlenmesi önemli çünkü ikinci gün daha yoğun. Çukurbağ'da birkaç pansiyon var; rezervasyon Nisan-Mayıs'ta kolayca bulunur, Haziran-Eylül'de birkaç gün önceden aranmalı. Pansiyonlarda akşam yemeği servis edilir çoğunlukla; kapalı ekonomi içinde çalışan yerlerde ev yemeği standartları tutar. Kendi yakıt taşımak isteyenler — gaz ocağı, çay malzemesi — bunu Kaş'tan temin etmeli; Çukurbağ ve sonraki köylerde market olmaması garantili.

İlk günün sonunda bacaklar konuşmaya başlar. Bu konuşma sabah başlatılan yürüyüşe göre farklı — daha uzun, daha sürtüşmeli. Bunu önceden bilmek, mola tercihlerini doğru yapmayı sağlar: iki saatlik yürüyüşten sonra on dakikalık mola, dört saatlik bloktan sonra zorunlu otuz dakika. Rota bunu hissettirir; kimse dışarıdan söylemese de beden söyler.

İkinci Gün: Antik Liman Köyleri

İkinci gün Apollonia antik kentinin kalıntıları yakınından geçer; tam oturmamış arkeolojik alandaki tiyatro kalıntıları ve nekropol. Burada zaman kaybetmeden geçmek mümkündür ama geçmemek daha akıllıcadır. Apollonia, antik çağda küçük bir liman kenti olarak işlev görmüş; kaya mezarlarının yoğunluğu bu bölgenin önemini gösteriyor. Bugün alanda düzenli bir ziyaretçi altyapısı yok — giriş serbest, koruyucu çit yok, bekçi yok. Bakımsızlık ile sahicilik arasındaki o belirsiz alanda duruyor. Bu tür arkeolojik alanlarda yürümek ayrı bir tür dikkat gerektirir: bastığınız zemin çoğu zaman tarihin üstüdür. Birkaç adım öteye geçince başka bir mermer parça, başka bir oyma. Bunları görmek için rehber kitap almanıza gerek yok; ama bölgenin tarihi üzerine önceden okumuş olmak, gördüklerinizi bağlama oturtur. Likya araştırmacısı Trevor Bryce'ın çalışmaları bu bölge için iyi bir hazırlık kaynağıdır.

Günün ikinci yarısında Boğazcık ve Bezirgan köyleri üzerinden Kalkan'a inilir. Bu iniş sarplar; 400-500 metreden kıyıya kadar aşağıya giderken bacaklar brikleşir, özellikle ağır çanta veya zayıf diz mevcutsa gün üçe bölünebilir.

Yolun kenarında, kimsenin taşımadığı Likya sarkofajları; müze değil, sıradan yol kenarı.

Efe Korol

Kalkan: Yolun Sonu ve Bir Başlangıç

Kalkan, otantik yapısını korumaya çalışan ama bunu tam başaramayan bir kasaba. İngiliz mülk sahipliğinin oranı yüksektir; bu durum fiyatları etkiliyor ve bazı lokantaları İngiliz tadına kaydırıyor. Buna karşın çarşı lokantaları ve balıkçı restoran seçenekleri arasında iyi parantez bulmak mümkün. Yürüyüşten sonra Kalkan'da bir gece konaklamak, en azından hamam veya bir akşam yemeği için gerekli. Yolun kendisi önemlidir ama bitmesi de öyle. Kalkan limanında akşam balığı ve rakı: bu kombinasyonu turistik bulan için zaten bu güzergâh uygun değil. Ama üç gün patikada geçirdikten sonra Kalkan'ın küçük iskele lokantasında oturmak, bir ödül olarak değil, başka bir şekilde seyahat etmenin tamamlanması olarak gelir. Dönüş için Kalkan'dan Kaş'a dolmuş bağlantısı mevcut; Kaş'tan hava yolu veya Antalya'ya karayolu.

Kalkan'ın sahil şeridinden bakınca Kaş yönü görülür; o tepeler üç gün önce yürüdüğünüz yöndür. Bu mesafeye bakmak garip bir tatmin verir — yürüyüş rotası neredeyse hiçbir zaman rakamla hissedilmez, görsel mesafeyle hissedilir. Kalkan'dan Kaş yönündeki tepelere bakmak bu hissin somutlaşmasıdır.

Sezon ve Hazırlık

Bu güzergâh için ideal sezon Mart-Mayıs ve Eylül-Kasım'dır. Yaz aylarında sıcaklık 35-40°C'ye çıkar ve patikada su noktaları kısıtlı olduğundan gündüz yürüyüşü risklidir. Kaş-Kalkan bölümü için tümleşik bir rehber harita Lykian Way resmi websitesinde mevcut; basılı kılavuz da güncel baskısıyla satılmaktadır. GPS track dosyası Wikiloc veya Komoot üzerinden indirilebilir — ikinci alternatifte yerel yüklemeler daha güvenilir. Su doldurmak için köy çeşmelerini kullanmadan önce yerel onay almak pratik bir kuraldır.

Likya Yolu'nda yürüyenler patikayı değil, yorgunlukla birlikte gelen ağırlığı anlatır.

Efe Korol

Likya Yolu'nun bu bölümü, Türkiye'nin hem en iyi hem de en az kullanılan yürüyüş rotalarından biridir. İyi, çünkü Akdeniz manzarası ile antik dokuyu bir arada veriyor; az kullanılan, çünkü çoğu ziyaretçi kıyıya geliyor ve plajda kalıyor. Bu iki gerçek birbirini tamamlar: yol, boş kalmayı hak etmeyecek kadar iyidir. Ama boş kaldığı sürece de daha iyi kalır. Yürüyüş rotalarında popülerlik her zaman iyileştirme getirmez; patika trafiği artınca bakım gereklilikleri artar, köy pansiyonları fiyat revize eder, 'autentik' olarak pazarlanmaya başlar. Likya Yolu'nun bu bölümü hâlâ bu evrenin öncesindedir. Buraya gitmek, bir şeyi keşfetmekten çok, henüz kalabalığa katılmamış bir şeyin içinde bulunmaktır. Bu fark ne kadar sürer? Bilinmiyor. Ama Nisan ve Ekim'de, sabah yedide, Çukurbağ sırtlarından Kaş koyuna bakıldığında bu soruyu sormak zor gelir.

  • likya-yolu
  • kas
  • kalkan
  • yuruyus
  • akdeniz
  • trekking