VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Kültür

Nokturn'ün Mimarı: Whistler Tate Britain'da Kendi Adını Kendisi Koyuyor

Tate Britain, Avrupa'nın otuz yılın en büyük Whistler retrospektifini 27 Eylül'e dek açık tutuyor. 150 yapıt, en geniş Nokturn koleksiyonu ve Japonizm'in bir Amerikalı ressama ne yaptığının soğukkanlı kanıtı.

· Sanat & Kültür Editörü · · 3 dk okuma
Tate Britain'da alacakaranlıkta bir galeri odası, mavi-altın tonlarda atmosferik ışık

Whistler'ın annesinin portresi neredeyse herkeste aynı şeyi yapar: gri, sakin, bilinen. O kadar çok kez yeniden üretilmiş, o kadar çok kez metafora dönüştürülmüş ki artık resim değil bir referans noktası gibi algılanıyor. Tate Britain bu yaz onu yeniden bir tabloya çeviriyor. 21 Mayıs'ta açılan ve 27 Eylül'de kapanan retrospektif, 150 yapıtla annenin portresini tam ortasına değil, bir başlangıç noktası olarak köşesine yerleştiriyor. Gerisi Whistler'ın kendi seçimi.

James McNeill Whistler, 1834'te Amerika'da doğdu; Paris'te eğitim gördü; Londra'yı mesken tuttu; Venedik'te öldü. Bu biyografik hat çizildiğinde bile eksik kalıyor, çünkü asıl meseleyi örtüyor: Whistler, sanatı başka şeylere hizmet etmekten kurtarmaya çalışan biri olarak anlaşılmak istedi. Resmin ahlak ya da anlatı taşımak zorunda olmadığını, müziğin titreşimi gibi var olabileceğini savundu. 'Gri ve Siyahın Düzenlemesi No. 1' adını verdiği annesinin portresini bu yüzden renk ve form üzerinden tanımladı; 'annem' olarak değil.

Bir Odanın Tamamı: Nokturnlar

Serginin kalbi, Nokturnlara ayrılmış tek odada atıyor. Tate Britain, 1865'te Şili'nin Valparaíso limanında boyanan ilk Nokturn'dan 1880'de Venedik'teki son örneğine uzanan kronolojik bir dizi kurmuş. Aralarında 'Nokturn: Mavi ve Altın — Eski Battersea Köprüsü' de var; 1872-75 arasında tamamlanan bu tablo, endüstriyel bir Thames sahnesini neredeyse soyutlamaya dönüştürüyor. Köprünün aşağıdan görünen dikey çizgileri, uzaktaki inşaat ışıkları, suyun gece yumuşattığı yüzey. Whistler buna 'manzara' değil, müzikal bir terim olan 'nokturn' dedi — Chopin'in gece parçaları gibi.

Bu isimlendirme kararında çok şey var. Bir resmi müziğin terminolojisiyle çerçevelemek, onu anlatıdan koparıp duyguya — daha doğrusu duygunun kalitesine — bağlamak demekti. Sergi bu hamlenin hem estetik hem politik boyutunu görünür kılıyor. Aynı dönemde İngiliz sanat eleştirmeni John Ruskin, Nokturnlardan birini 'iki gün içinde boyanan bir şey için iki yüz gine istemek' diye saldırmıştı. Whistler mahkemeye taşıdı; yargı ona bir farthing (o günün en küçük madeni parası) tazminat verdi. Teknik olarak kazandı, maddi olarak battı — ama argümanı kazandı.

Bir resmi müziğin terminolojisiyle çerçevelemek, onu anlatıdan koparıp duygunun kalitesine bağlamak demekti.

Japonizm: Özgür Bir Çeviri

Serginin öne çıkardığı ikinci eksen, Whistler'ın Japonizm'le ilişkisi. Sadece Japon motiflerini ödünç almakla yetinmedi; flattened space — yani Japon ukiyo-e baskılarındaki derinliksiz, düzleştirilmiş mekan anlayışını — Battersea Köprüsü gibi İngiliz sahnelerine uyguladı. Sergide bu ilişkinin somut kanıtları da yer alıyor: koleksiyonundan Çin porseleni, Japon fanlar, kabinetler; sanatçı arkadaşı Nampo Joshi ile birlikte yaptığı bir byōbu'nun tam boyutlu kopyası. Aynı anda hem 'çok Amerikalı' hem 'çok Asyalı' diye eleştirilen Whistler, bu etiketlerin ikisine de yabancı kaldı.

Serginin bu bölümünde 'Mavi ve Altının Uyumu: Tavus Kuşu Odası'nın orijinal tasarım belgeleri de görülebiliyor. Whistler'ın Leyland adlı sanayici için İngiltere'nin güneydoğusundaki bir mansiyonda yaptığı bu oda, Japonizm estetiğinin mimari ölçeğe taşınmasıydı; müşteri faturayı görünce şok geçirdi. Bugün Washington'daki Freer Gallery'de korunuyor, ama Tate Britain'ın bu belgeleri öne çıkarması, iç mekan tasarımını da resimle eşit ağırlıkta ele aldığına işaret ediyor.

150 yapıt, bir kariyer boyutu açısından fazla değil; ama Tate'in küratöryel seçimi (Garnett ve Riggs imzalı), yapıtları kronoloji değil sorun etrafında bir araya getirdiği için yoğun hissettiriyor. Dört öz-portre, iki tam boyutlu Maud Franklin portesi, erken dönem Brittany'den suluboyalar, bir ömrün not defterleri. Retrospektifin 'en büyük Nocturne toplantısı' olma iddiası abartılı değil; bu toplantının anlamı ancak odaya girince açılıyor — duvarları kaplayan o sessiz mavi alanlar karşısında resmin gerçekten müziğe benzediğini hissedebilmek için bir süre durmak yeterli.

Sergi 27 Eylül'de kapanıyor. Tate Britain, Londra Millbank.

  • Whistler
  • Tate Britain
  • Japonizm
  • Nokturn