Sanat & Kültür
Anayasa Taslağı, AA'nın El Yazması ve 105 Milyon Dolar: Bir Koleksiyonun Çözülüşü
Christie's'in Temmuz başında kapanan Irsay satışı yalnızca bir memorabilia rekoru değil, sanat piyasasının uzun zamandır içine çekmeye çalıştığı bir soruyu doğrudan sordu: tarihî belge ile koleksiyon nesnesi arasındaki sınır nerede?

6 Temmuz'da, Christie's New York'ta beşinci ve son müzayede kapandığında Jim Irsay koleksiyonu toplam 105 milyon 266 bin dolar etmişti — memorabilia tarihinde görülen en yüksek rakam. Beş ayrı müzayedeye bölünmüş, 404 lot. Satış oranı neredeyse yüzde yüz. Ama beni bu toplamdan çok düşündüren şey, aynı çerçevede neyin neyin yanına konulduğuydu.
Mart müzayedesinde David Gilmour'un siyah Fender Stratocaster'ı 14,55 milyon dolara gitti — o güne kadar satılmış en pahalı gitar. Temmuz başındaki Icons of History müzayedesinde ise George Washington'ın 1787'de Thomas Jefferson'a gönderdiği, Anayasa taslağını ileten mektup 2 milyon 759 bin dolara el değiştirdi. Aynı satışta Alkolizmi Anonim'in ('Big Book') orijinal çalışma el yazması 2 milyon 393 bin dolara ulaştı ve gelirlerin tamamı Stepping Stones Vakfı'na bağışlandı.
Bir Koleksiyonerin Zihin Haritası
Bu üç nesne — bir rock gitarı, kurucu bir devlet belgesi ve bir iyileşme programının el yazısı — neden aynı çerçevede, benzer fiyat kuşaklarında yer alıyor? Cevap 'koleksiyoner kimdi' sorusuyla başlıyor: geçen yıl hayatını kaybeden Indianapolis Colts sahibi Jim Irsay, müzik tarihini, Amerikan tarihini ve kişisel iyileşme yolculuğunu aynı anda takip eden, bunları tek bir çatı altında toplayan biriydi. Koleksiyonun parçalanması, onun bu alışılmadık dünya görüşünü de dağıttı.
Bu tür satışlarda disiplin sorunu kaçınılmaz çıkıyor. Sanat piyasası müzayede salonlarını tanımlı varlık sınıflarıyla çalışacak şekilde kurmuştu: tablo, heykel, baskı, çağdaş, izlenimci. Memorabilia bu sınıflandırmanın dışında kaldı uzun yıllar boyunca — pop kültürü kalıntısı sayıldı, koleksiyon nesnesi olarak görülmedi. Irsay koleksiyonu bu eşiği fiilen aştı; yalnızca rakamlar açısından değil, kültürel ağırlık açısından da.
Belge Piyasaya Girince Ne Olur?
Burada bir gerilim var ve onu görmezden geçmek istemiyorum: tarihî bir Anayasa belgesini müzayede salonunda satmak ne anlama gelir? Washington'ın mektubu özel bir koleksiyona geçti. Stepping Stones Vakfı'na bağışlanan AA el yazmasının aksine, bu belgeye artık araştırmacı erişimi yeni sahibin koşullarına bağlı. Lagerfeld'in çizim arşivinin geçen yıl parçalanmasında da aynı soruyu sormuştum: özel koleksiyona giden arşiv kırk yıl sonra ne olacak? Bu sefer söz konusu olan moda belgeleri değil, kurucu devlet metinleri.
Christie's'in bu satışı 'Icons of History' başlığıyla pazarlaması da ayrı bir not: müzayede dilinin kültürel nesneye yaklaşırken kullandığı yükseltme mekanizmasını açıkça gösteriyor. Bir nesne 'ikon' ilan edildiğinde değeri içsel nitelikten değil atfedilen tarihsel temsil gücünden geliyor; bu işlemi tablo satışlarındaki 'masterpiece' söylemiyle eş tutmak mümkün. Fark şu: bir tablo müzeye bağışlandığında bile sanatsal ağırlığını korur. Bir devlet belgesi özel koleksiyona girdiğinde, o nesnenin kamusal işlevi askıya alınmış olur.
105 milyon doların içinde kaç belge kamuya kapandı — bu, rakamın gölgede bıraktığı asıl hesap.
Irsay'ın müzayede öncesinde bazı lotların bağışlanmasını bizzat şart koşması, koleksiyonu salt servet birikimi olarak görmediğine işaret ediyor. Bu özen gerçek. Ama koşulların tamamı bu özeni taşımıyordu; en değerli tarihsel belgeler piyasaya açıldı. Christie's'in bu sezon artı 71 yüzde büyüdüğü, piyasanın uçtan uca coşku içinde olduğu bir ortamda, bu tür satışların itiş gücünü ve bedelini aynı anda görmek gerekiyor. Koleksiyonculuk bir dikkat pratiği diyorum hep; bu dikkat satıştan sonra nereye gidiyor, asıl soru bu.