Stil
Sonbahar/Kış 2026'da Erkek Stili: Ölçülü Yalınlık ve Ustalığın Dönüşü
Yeni sezon koleksiyonları abartıdan arınmış bir zarafeti ve zanaatın gösterişe ihtiyaç duymayan ustalığını öne çıkarıyor. Erkek giyiminde değer, kumaşın ve kesimin dürüstlüğünde toplanıyor.

Her sezon başında moda çevrelerinde yankılanan 'yeni trend' söylemine mesafeli dururum. Çünkü erkek stili, bir sezonluk heveslerden çok, yavaş yavaş yerleşen bir anlayışın ürünüdür. Yine de Sonbahar/Kış 2026-2027 koleksiyonlarını incelerken bir şeyin gerçekten değiştiğini hissettim. Bu kez stil anlayışı tek tük markanın değil, neredeyse ortak bir tavrın işareti.
Kumaşın Dürüstlüğü ve Kesimin Asaleti
Pitti Uomo 109 ve Milano Moda Haftası'nda gördüğümüz ortak dil, abartıdan arınmış bir zarafetti. Brunello Cucinelli her zamanki gibi el işçiliğinin ve üstün hammaddenin altını çizdi. Loro Piana ise 'Into the Wild' temalı koleksiyonunda doğanın ham güzelliğini yün, kaşmir ve ipekle yorumladı. Asıl sürpriz genç Japon markası Auralee'den geldi: Tasarımcı Ryota Iwai, oversize ama kusursuz dökümlü paltoları ve bulut kadar hafif trikolarıyla, inceliğin ağırlık gerektirmediğini gösterdi.
Bir kumaşın kalitesini fiyat etiketi söylemez; avucunuzun içindeki ağırlığı, parmaklarınızın altındaki döküm söyler. İyi yün serindir, dirilir, eskimez.
İngiliz geleneğinin kalesi Savile Row da bu dalgaya kendi yorumunu getirdi. Anderson & Sheppard ile Huntsman, klasik İngiliz dikiminin omurgasını korurken kumaş seçiminde daha cesur dokulara yöneldi. Özellikle Shetland yünü ve tüvit, beklenmedik renk geçişleriyle yeniden hayat buldu. Bu da geleneğin donup kalmadığını, nefes aldığını gösteriyor.
Bespoke Yeniden Sahnede
Hazır giyim devlerinin bile 'made-to-measure' hizmetini öne çıkardığı bir dönemde, gerçek bespoke terzilik yeniden değer kazanıyor. Napoli'deki küçük atölyeler, müşteriyle birebir çalışarak vücudun asimetrisini kucaklayan ceketler üretiyor. Bu, yalnızca bir giysi değil, bir zaman yatırımı. Karşılığı ise üzerinizde taşıdığınız o rahatlık ve özgüven.
Türk tekstilinin bu noktada anlatılmamış bir potansiyeli var. Dünyanın en iyi pamuklarına ve köklü bir dokuma geleneğine sahibiz. Ne var ki bu mirası katma değerli ürüne dönüştürmekte hâlâ yavaşız. Oysa bir Bursa ipeğinden ya da Denizli pamuğundan üretilecek gömlek, dünya ölçeğinde özgün bir stil örneği olabilir. Yeter ki hikâyesini doğru anlatalım.
Bir ceketi alırken kendime hep şunu sorarım: On yıl sonra dolaptan çıkardığımda hâlâ giyebilecek miyim, yoksa hangi sezondan kaldığı yüzüme mi vuracak?
Sonbahar/Kış 2026 sezonu, bir adamın ne giydiğini göğsündeki logodan değil, omzundaki dökümden, kumaşın dokusundan ve renklerin birbirini tutuşundan okuduğumuz bir döneme işaret ediyor. Geçen yıl podyumları dolduran iri marka harfleri bu kez geri çekildi. Erkek giyimi olgunlaşıyor; bu kez bir hevesten ibaret kalmamasını umuyorum.