VesantheStil, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Seyahat

Vjosa: Avrupa'nın Son Vahşi Nehri Kalabalığın Eşiğinde

Arnavutluk'un güneyinde, Yunan dağlarından Adriyatik'e baraj görmeden akan bir nehir 2023'te kıtanın ilk Vahşi Nehir Milli Parkı ilan edildi. Şimdi sırada koruma değil, koruma sözünün ucuz uçuş çağına dayanması var.

· Seyahat Editörü · · 4 dk okuma
Arnavutluk'ta Vjosa Nehri'nin örgülü kollara ayrılmış geniş çakıl yatağı, arkada Tepelenë çevresindeki çıplak dağlar, insan yok

Përmet'in biraz dışında, sabahın erken bir saatinde nehre indim ve önce sesini duydum. Vjosa tek bir yataktan akmıyor; çakılın üstünde birkaç kola ayrılıp tekrar birleşiyor, her kol kendi tonunu çıkarıyor. Bu, ehlileştirilmiş bir nehrin sesi değil. Bir baraj gölünün durgunluğu, bir kanalın tek düze uğultusu yok. Suyun rengi, güneş tepeye çıktıkça yeşilden firuzeye dönüyordu. Avrupa'da bu manzarayı başka bir büyük nehirde bulmak artık neredeyse imkânsız.

Vjosa, kaynağından denize kadar yaklaşık 270 kilometre boyunca tek bir baraj görmeden akan, kıtada kalan son büyük nehir. Yunanistan'ın Pindus dağlarında, Vouvoussa köyünün yakınında doğuyor; orada adı Aoos. İlk seksen kilometresini Yunan topraklarında geçirip Arnavutluk'a girince Vjosa oluyor ve kuzeybatıya, Vlorë'nin biraz kuzeyinden Adriyatik'e dökülüyor. Bir nehrin doğduğu yerden öldüğü yere kadar serbest akması bugün Avrupa için bir istisna; kural değil.

Kâğıt üstünde kazanılmış bir nehir

Bu serbestlik kendiliğinden gelmedi. Yıllarca Vjosa'nın üzerinde Kalivaç adlı bir hidroelektrik baraj projesi asılı durdu. Türk bir yatırımcı işin peşindeydi; çevresel etki değerlendirmesi yetersiz bulununca devlet inşaata izin vermedi, yatırımcı Çevre Bakanlığı'nı dava etti. Tiran'daki idari mahkeme şikâyeti esastan reddetti ve baraj rafa kalktı. Nehir, bir mahkeme salonunda kazanıldı; çakıl yatağında değil.

15 Mart 2023'te Vjosa, kaynağından deltasına ve başlıca kollarıyla birlikte Avrupa'nın ilk Vahşi Nehir Milli Parkı ilan edildi. 2025'te buna UNESCO biyosfer rezervi statüsü eklendi. Kararın arkasında alışılmadık bir koalisyon vardı: Arnavutluk hükümeti, IUCN, 'Avrupa'nın Mavi Kalbini Koru' kampanyasındaki yerel ve uluslararası sivil toplum örgütleri ve ilginç biçimde bir giyim markası — Patagonia. Bir nehri kurtarmak için bir araya gelen aktörlerin listesi, hikâyenin kendisi kadar tuhaf ve öğretici.

Koruma haritası temiz bir zafer değil. Drino, Kardhiq, Bënçë ve Shushicë kolları parka dahil edildi. Ama Langarica, Shtika ve Çarshova daha önce barajlarla bölünmüştü; onlar geri dönemiyor. Bir nehir sistemini korumak, geç kalınan her yılın bir kolu daha eksilttiği bir hesap. Vjosa'da kazanılan şey, kaybedilenden ne kadar büyükse o kadar değerli.

Vadinin canlılığı bu serbest akışa bağlı. Park, binin üzerinde tür barındırıyor: iki yüz elli yediden fazla kuş, yetmiş kadar memeli, gökyüzünü tarayan Mısır akbabası ve neredeyse hiç görülmeyen, nesli kritik tehlikedeki Balkan vaşağı. Bir nehrin baraj görmeden akması yalnızca manzara meselesi değil; balığın yukarı çıkabilmesi, çakılın aşağı taşınabilmesi, bütün bir döngünün kapanmadan dönmesi demek.

Sıcak suyun ve ucuz uçuşun kıyısında

Përmet, vadiye girmek için doğru kapı. Taş evleri, dar sokakları ve insanın elini sıkmadan bırakmayan bir konukseverliği var. Şehrin biraz ötesinde, Lengarica kanyonunun ağzında Benja kaplıcaları yatıyor: kükürtlü, ılık — yirmi altı ile otuz iki derece arasında — taş havuzlar, yanı başında Osmanlı'dan kalma kemerli bir köprü. Suya girdiğinizde tepeden Vjosa'nın sesi geliyor. Burada turizm henüz bir tabela ekonomisine dönüşmemiş; rafting tekneleri, küçük pansiyonlar, bir kahvenin başında geçen uzun bir öğleden sonra. Nehir, Përmet ile Tepelenë arasında ikinci ve üçüncü sınıf akıntılar veriyor; ne acemiyi korkutacak kadar sert, ne de tecrübeliyi sıkacak kadar uysal.

Ama bu sakinliği bugünün fotoğrafı sanmak yanlış olur. Arnavutluk artık 'keşfedilmemiş köşe' değil. 2026 baharında Ryanair, Tiran'a üç uçaklık bir üs kurdu; haftada dört yüz elli civarında uçuş demek bu. Ülkeye gelen ziyaretçi sayısı yıllık yüzde otuz dörtlük bir sıçramayla büyüyor. 2024'te on bir buçuk milyon olan rakamın 2030'a doğru otuz milyona ulaşabileceği konuşuluyor. Bu sayıların ilk çarptığı yer Riviera kıyısı oldu bile: yolların kaldıramadığı araç yoğunluğu, sezonda taşan çöp, şebekeyi zorlayan elektrik kesintileri.

Bir nehri barajdan korumak ile onu kendi hayranlarının ağırlığından korumak, aynı mücadelenin iki ayrı cephesi.

Efe Korol

İşte Vjosa'nın asıl sınavı burada başlıyor. Milli park ilanı, bir nehri betondan korur; insan kalabalığından değil. Riviera'da olan, vadi için bir uyarı: bir yer 'henüz bozulmamış' diye anlatıldığında, o anlatının kendisi bozulmanın ilk adımı oluyor. Bunu yazarken kendi çelişkimi de taşıyorum — bu satırlar da bir davet, ve her davet bir müdahale. Saf keşif diye bir şey kalmadı; kalan tek dürüst tutum, neyin pahasına gidildiğini bilerek gitmek.

Vjosa'ya gitmenin doğrusu, onu bir 'görülecek yer' listesine eklemek değil. Sezonun dışında gitmek, Përmet'te bir gece yerine üç gece kalmak, raftingden çok nehrin kıyısında oturup çakılın nasıl yer değiştirdiğini izlemek. Ucuz uçuşun mantığı hız ve hacimdir; bir vadinin mantığı sabır. İkisi aynı yerde buluştuğunda, hangisinin kazanacağını turistler değil, oraya nasıl gittikleri belirleyecek.

Akşam üstü nehirden ayrılırken su yeniden yeşile dönmüştü. Çakılın üstündeki kollar bir an için tek bir yatakta birleşti, sonra tekrar ayrıldı. Bu manzarayı Avrupa kendi içinde neredeyse tamamen kaybetti; Vjosa onu hâlâ taşıyor. Mesele, kıtanın bunu fark etmesiyle birlikte oraya akacak kalabalığın, nehri kazandığı o serbestliği elinden alıp almayacağı. Cevap henüz suyun içinde; akıyor.

  • arnavutluk
  • vjosa
  • vahşi-nehir
  • balkanlar
  • sürdürülebilir-seyahat